Küçük yaşta aşırı televizyon izleyen çocukların daha sonraki yaşlarda okulda başarısız olduğu ve 10 yaşına geldiğinde ise sağlığında bozulmalar oluştuğu tespit edildi.
BBC’de yayınlanan habere göre, Michigan ve Montreal Üniversiteleri tarafından yürütülen ve “Archives of Pediatrics & Adolescent Medicine” isimli dergide yayınlanan araştırmada, küçükken izlenen her fazladan saatin ilerleyen yıllarda çocuklarda olumsuz etkiler gösterdiği bulundu. Televizyon izleyen çocuklarda büyüdüklerinde okuldaki performansları düşerken, abur cubur tüketimlerinin arttığı belirlendi. Araştırmacılar, katılımcılarının çok küçük yaştaki çocukların olması ve televizyonun verdiği kesin zararları göstermesi açısından araştırmanın bir ilk olduğunu belirttiler.
Yaşları 2,5 ile 4,5 arasında değişen bin 300 çocuğun katıldığı araştırmada, 8 yıl boyunca anne ve babalara çocukların ne kadar süre televizyon izlediği sorulurken, öğretmenler de çocukların okuldaki başarısını, sağlık ve psikososyal durumunu değerlendirdi.
Araştırmacılar, 2 yaş civarındaki çocukların haftada 9 saatten az, ancak 4 yaşındakilerin ise 15 saate yakın televizyon izlediğini ifade ettiler. Buna göre, haftada ortalama 8 saat üzerinde televizyon izlemenin çocuğun okulla bağlantısını yüzde 7 azalttığı kaydedildi.
Araştırmaya göre, 2-4 yaşındaki çocuklarda aşırı televizyon izlemenin matematik dersindeki başarıyı düşürdüğü saptandı. Ayrıca, araştırmacılar genel fiziksel aktivitenin düştüğünü, şekerli gazlı içecekler tüketiminin, atıştırmanın ve vücut kitle indeksinin ise arttığını ifade ettiler.
Kaynak:e okul
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB),e okul dan sonra, rehberlik hizmetlerini online ortama taşıdı. Ulusal Mesleki Bilgi Sistemi, öğrencilerin ‘Hangi liseye gitmeliyim?’, ‘Üniversitede hangi bölümü seçmeliyim’ gibi sorularına cevap verecek. Sistem, öğrencilerin yanı sıra yetişkinler, emekliler, iş arayanlar ve iş değiştirmek isteyenlere de hizmet verecek.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’de ilk defa öğrenciler, emekliler, iş arayanlar ve işini değiştirmek isteyenler için geliştirdiği Ulusal Mesleki Bilgi Sistemi’nin tanıtımı yapıldı.
Toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, sistemin Türkiye’de bir ilk olduğunu belirtti. Rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin yeni koşullara uyum sağlaması gerektiğini söyleyen Çubukçu, bu sistemin mesleki rehberlik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaşması için önemli olduğunu dile getirdi. Çubukçu, Ulusal Mesleki Bilgi Sistemi’nin yüz yüze verilen rehberlik sisteminin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğunu vurguladı.
Sisteme ‘http://mbs.meb.gov.tr’ internet adresinden ulaşılabilecek. Sistem ile öğrenciler ‘Hangi liseye gitmeliyim?‘, ‘Üniversitede hangi bölümü seçmeliyim?’, ‘Mesleklere ilişkin bilgilere nasıl ulaşabilirim?’, ‘En gözde meslekler neler?’ gibi sorulara cevap bulabilecek. Sistemden yalnızca öğrencilere değil yetişkin ve emekliler de yararlanabilecek. Kişilerin iş sınavlarına hazırlanmaları, iş arama yöntemleri, iş görüşme becerileri, iş başvurusu yapma gibi başlıkların da bulunduğu sistemde, işten ayılma süreci, istifa mektubu nasıl yazılır? gibi konularda işleniyor.
Kaynak:e okul
Tags: çorum anadolu lisesi, çorum atatürk lisesi, çorum eti lisesi, çorum fatih lisesi, çorum fen lisesi, çorum öğretmen lisesi, çorum ram, e-rehberlik, erehberlik, öğretmen mukadder akaydın, öğretmen mukadder akaydın anadolu lisesi, Ulusal Mesleki Bilgi Sistemi
Eğitim, Rehberlik | admin |
01 Nisan 2010 16:53 |
Comments (0)
1.Niçin Öğreneceğinizi Biliniz: Hangi amaçla çalışacağınızı ve ne öğreneceğinizi bilin.
2.Planlı Çalışınız: Kendinize bir zaman çizelgesi oluşturun Zorunlu kalmadıkça planda değişiklik yapmayın. Çok gereksiz gördüğünüz bir etkinliği değiştirebilirsiniz.
3.Çalışma Zamanının İyi Ayarlayın: Zihninizin en açık olduğu saatlerde çalışınız. Başkalarının ne zaman çalıştığını değil kendinizin hangi saatlerde daha iyi anladığınızı önemseyin. Çalışmaya önce sevdiğiniz dersten başlayın Daha sonra diğerlerine geçin. O günün konusunu o günden bir önce ve bir gün sonra çalışın ve tekrar edin.
Read more »
Yrd. Doç. Dr.Süleyman Doğan, ebeveynlerin başarısızlıklarından dolayı çocuklarına tenkit yerine daha fazla ilgi göstermeleri gerektiğini söyledi.
Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Ebebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.Süleyman Doğan, ebeveynlerin başarısızlıklarından dolayı çocuklarına tenkit yerine daha fazla ilgi göstermeleri gerektiğini söyledi.
Read more »
Her insan bir deha değildir. Ama zekası olan her insan onu geliştirip, bileyerek hayatta daha başarılı olabilir. Bu yöntemler sayesinde beynimizi ve beynimize bilgi alışverişini hızlandırıp sonuca daha hızlı ulaşabilirsiniz.
Read more »
Yrd. Doç. Dr. Alev Kılıçoğlu, birinci dönem karnesinde zayıf not bulunan öğrencilerin intihara yönelmesinin en önemli nedeninin, ailelerin verdiği tepki olduğunu belirtti.
Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Alev Kılıçoğlu, birinci dönem karnesinde zayıf not bulunan öğrencilerin intihara yönelmesinin en önemli nedeninin, ailelerin verdiği tepki olduğunu bildirdi.
Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuğunun karnesinde zayıf notlar bulunan anne ve babaların karneyi görünce bunu sakinlikle karşılamalarının yararlı olacağını söyledi. Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, ”Üzüntülerini ifade etsinler, ancak bunu büyük tepkiler haline getirmesinler. Dünyaya gelmemizin veya yaşamamızın amacı her zaman sınavlardan iyi almak değil, ne olursa olsun yaşamımız süresince mutlu olmak. Anne ve babamızla mutluysak geri kalan şeyler aslında hep ikinci plandadır” dedi.
Read more »
Yüksek sesle düşünen ve problemi şekillere döken öğrencilerin matematikte daha başarılı olduğu ortaya çıktı.AYRINTILAR
Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürü Doç. Dr. Ayşen Gürcan, bilgisayarın, çocukların odasından ziyade evin ortak kullanım alanında tutulmasını, girilen siteleri kontrol eden yazılımlardan yararlanılmasını, aile güvenlik filtre programlarının kullanılmasını önerdi.
Doç. Dr. Ayşen Gürcan, internetin, günlük hayatın vazgeçilmezlerinden biri olduğunu, gelecekte de bu durumun artarak devam edeceğini belirterek, internetle yaşamayı ve geleceğin büyükleri olacak çocuklara interneti doğru kullanmayı öğretmek gerektiğini söyledi.
İnternetten kaçmanın, bu teknolojiyi yaşamdan çıkarmanın ne doğru ne de mümkün olduğunu dile getiren Gürcan, gençleri teknoloji okuryazarı ve doğru seçimler yapabilecek bireyler olarak yetiştirmenin önemini vurguladı. Bu kapsamda internette harcanan süreye dikkat edilmesi gerektiği uyarısında bulunan Gürcan, genellikle kendini ifade etmede zorlanan, benlik değerini oturtacak bir ortam bulamayan ve ailesinin yeterli zaman ayırmadığı çocukların internete gereğinden fazla ilgi gösterdiğini söyledi.
Çocuğun internet başında geçirdiği zamanın azaltılmasında, ilgi duyduğu alanlardaki aktivitelere katılmasının, tüm aile bireylerinin bir araya geldiği ortamlar yaratılmasının önem taşıdığına işaret eden Gürcan, ”Aile, başka önceliklerini erteleyerek, çocuğu ile zaman geçirmeli. Okul başarısızlığı, sınıf arkadaşlarıyla yaşadığı kişisel sorunların tespitini ustalıkla yapmalı, soruna en kısa sürede müdahale etmeli. Aileler çocuklarını takip etmeli, gözlemlemeli ve onu önemsediklerini gerek sözle gerek beden diliyle hissettirmeli” değerlendirmesinde bulundu.
İnterneti ”okulda başarısı düşük, boş zaman değerlendirme aktivitesi olmayan çocuklar için inanılmaz tuzakları olan bir ortam” olarak niteleyen Gürcan, çocukların internette hangi sitelere ilgi gösterdiklerinin ebeveynleri tarafından kontrol edilmesinin önemini vurguladı.
Bilgisayarın, çocuğun odasından ziyade, evin ortak kullanım alanında tutulmasını, hangi sitelere girildiğini kontrol eden yazılımlardan yararlanılmasını, aile güvenlik filtre programlarının kullanılmasını Öneren Gürcan, ”Eğer çocuk, internet kafe üzerinden internet kullanıyor ise mutlaka gittiği kafeyi aile en az bir kez ziyaret etmeli, hatta belli yaş gruplarında olan çocukları ebeveynleri kendileri götürmelidir. Kafe yöneticisi ile tanışıp, çocuğuna ilişkin görüşmeler yapmalıdır” diye konuştu.
Gürcan, anne babaların çocuklarını, tanımadıkları kişilere adres, telefon, ailelerinin gelir düzeyi gibi kişisel bilgileri vermemeleri yönünde sıklıkla uyarmasının da doğru olacağını kaydetti.
Kaynak:Sabah